Başa Dön

foto1 foto2 foto3 foto4 foto5 foto6foto7
.

boattriptr

İstatistik

Bu gün 1

Dün 2

Bu Hafta 16

Bu Ay 74

Toplam 232254

Tarihte Fethiye
Fethiye’nin antik dönemlerdeki ismi; Telmessos. Bu kentin Likya ve Karya uygarlıklarının sınırında İ.Ö. 5. yy. da kurulduğu biliniyor. Günümüze ulaşan kalıntılardan, Helenistik ve Roma dönemlerinde kentin oldukça zengin ve yüksek bir kültüre sahip olduğu ve tanrı Apollon’a adanmış ünlü bir kehanet merkezi olduğu anlaşılıyor. Antik Telmessos’un Likya’ya özgü kaya mezarları, lahitleri, kale ve tiyatrosu bütün görkemiyle Fethiye’yi süslüyor.
Fethiye ve Antalya arasında uzanan Teke Yarımadası antik dönemlerde Likya olarak adlandırılmış. Anadolu’nun yerli halklarından olan Likyalılar, Homeros’un ünlü İlyada’sında ve Kadeş Savaşını sona erdiren tarihin ilk yazılı antlaşmasında, denizci bir ulus olarak tanımlanmış. Eski Tarihte Fethiye
Fethiye’nin simgesi olarak kabul edilen Amintas Mezarı, limandan kenti çevreleyen tepenin eteklerinde muhteşem görüntüsüyle göze çarpıyor. In Antis planlı, İyonik bir tapınak cephesine sahip olan mezar, Helenistik dönemde 4. yy da Telmessos kentinin yöneticisi olduğu sanılan Kral Amintas’ın anısına inşa edilmiş.

Kentin içinde Likya tipi birçok lahit mezar örneğine rastlamak mümkün. Bazılarının üzerinde Likya dilinde yazılmış kitabeler mevcut. Özellikle Hükümet Konağının bahçesinde bulunan lahit, üzerindeki savaşçıları betimleyen kabartmaları ile dikkat çekiyor.

Eski FethiyeKale, kent akropolünde, Roma döneminde inşa edilen eski duvarların üzerine 11. yy da yapılmış. Rodos’lu Şövalyelerin Fethiye’yi bir deniz üssü olarak kullandıkları 15. yy da bir onarım gördüğü biliniyor.

Telmessos antik tiyatrosu ticari iskelenin hemen arkasında, Fethiye kent merkezinde bulunuyor. Tipik bir Roma özelliği gösteren tiyatronun 2. yy da daha önceden Yunan tarzında yapılmış başka bir tiyatronun üzerine inşa edildiği biliniyor. 1993 yılında Fethiye Arkeoloji Müzesi tarafından yapılar kazılarla ortaya çıkartılan yapının, oturma ve sahne bölümlerinin restore edilmesi için çalışmalar sürdürülüyor.

Arkeoloji ve Etnografya bölümlerinden oluşan Fethiye Müzesi ilçe merkezinde hizmet veriyor. Müzede, erken Likya, Pers, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma eserlerin yanında, yöre kültürüne özgü tipik el sanatlarının da örneklerini görmek mümkün.

Fethiye Belediyesi ve Müze Müdürlüğünce yürütülen bir proje kapsamında, restore edilecek antik tiyatronun çevresinde hizmet verecek modern bir hizmet binası ile bir açık hava müzesinin oluşturulması için çalışmalar sürdürülüyor. Projenin tamamlanmasından sonra yeniden biçimlenecek olan kent merkezinin, doğal ve kültürel çevrenin korunarak yaşatıldığı örnek bir alana dönüşmesi amaçlanıyor. Tarihte Fethiye

Geçmişte Likya olarak adlandırılan Teke yarımadasında tarih İ.Ö. 2. binlerin gerisine kadar uzanıyor. Gerçekte Likyalıların Hititlerle birlikte Kadeş Savaşına katılmış olmaları, onların Anadolu’nun en eski yerli halklarından olduklarını gösteren en önemli işaret. Süreç içinde Likya, Persler, Büyük İskender, Romalılar ve Bizanslılar tarafından işgal edilmiş fakat asla teslim alınamamış. Likya’yı ve onun önemli kentlerini keşfetmek isteyenler için Fethiye en uygun merkez konumunda. Organize turlar ya da kendi çabanızla önemli Likya kentlerine Fethiye’den ulaşmak çok kolay...

Tlos
Fethiye’den 28 km uzaklıktaki Tlos, Hititlerin Dlawa olarak tanımladıkları ve Likya’nın 19. yy kadar varlığını sürdüren en eski yerleşimlerinden biri. Likya Federasyonunun “spor kenti” olarak biliniyor ve mitolojik kanatlı at Pegasus ile onun kahramanı Belleforontes’in burada yaşadığına inanılıyor. Akropol, Kanlı Ali Ağa’nın Sarayı, Stadyum, Gymnasyum, Palaestra, Hamam, tiyatro, Belleforontes’in mezarının bulunduğu nekropol Tlos’tan günümüze ulaşan yapılar.
Fethiye’ye 40 km. uzaklıktaki Tlos antik kentine Fethiye-Antalya yolu üzerinde 22 km sonra Kemer Bucağı’na sapıp, şehir içinden sağa dönerek (Çatallar Köyü yolu) 12 km’lik bir yolla ulaşılıyor.
Ören yeri Saklıkent’e de 8 km uzaklıkta ve Yaka Köy’ün yanında. Önünde Osmanlı yapısı bir kalenin gizlediği kentin akropolü dik bir tepenin üzerinde bulunuyor. Kalenin altında Lykia duvar kalıntıları, güneyde ise Roma dönemi surlar görülüyor. Lykia kaya mezarları; hamam, paleastra ve gymnasion kalıntıları ile çok iyi korunmuş durumda tiyatrosu gezilebiliyor. Bellerephontes’i kanatlı atı Pegasus ile savaşırken resmeden süslemeler ören yerinde gezintiyi ilginç kılıyor.
Ören yeri girişinde çınar ağaçlarının serinliğinde çay bahçeleri sıralanıyor. Soğuk bir şeyler ve özellikle bol köpüklü yayık ayranı içebilirsiniz.
Yaka Köyüne kadar gelmişken Yaka Park’ta bir mola verebilirsiniz. Yaka Park, Yaka Köy’den 1 km yukarıda. Kaş, Kalkan, Fethiye çıkışlı jeep safaricilerin durak noktalarından biri olan Yakapark’ta anıt olmuş ağaçlar, kademeli teraslar, havuz, su kanalları, hamaklar, kerevetler, taş masalar ve köşkler çevreye uyumlu olarak yerleştirilmiş Yakapark işletmecileri tarafından. Sacta gözleme yapan köy kadınları, masalar arasında dolaşarak ötüşen horoz ve tavuklar ilgi çekiyor.
Bahçenin ortasına kurulu ızgarada etler pişiriliyor, mısır ununda alabalık kızartılıyor. Turizmciler yaratıcı olmalı. Yaratıcılığın hoş bir örneğini göreceksiniz. Balıklı Bar, Yakapark’ın başka hiç bir yerde görülemeyecek animasyonu. Barın tezgahı taştan yapılmış ve kenarından buz gibi suyun aktığı bir kanalet geçiyor. İçinde de alabalıklar dolaşıyor kanaletin. Alabalıklar insana alışık sanki. Sevilmekten okşanmaktan hoşlanıyorlar, kaçmıyorlar.

Cadianda
Cadianda antik kenti, Fethiye ilçe merkezinden 20 km uzaklıktaki Üzümlü yakınlarında bulunuyor. Antik dönemlerin Cyclop (Kiklop) duvarlarının dünyadaki en güzel örneklerinden sayılan yapılar, spor kompleksi, tiyatro, Heroon diye adlandırılan tapınak tipi anıtsal mezar ve agora Cadianda’da günümüze ulaşan görülmeye değer yapılardan birkaçı

Pınara
Likya’nın “güzellikler merkezi” olan Pınara’ya , Fethiye – Kaş karayolundan Minare Köyüne giden yoldan ulaşılıyor. Güvercin yuvası biçiminde yuvarlak bir tepenin yamacına kazılmış sayısız mezarın görüntüsü gerçekten heyecan verici. Kalp biçimli hazırlanmış sütunların çevrelediği ve tanrıça Afrodit’e adanmış kalp planlı bir tapınak belki de Pınara’yı görülmeye değer kılan en ilginç yapı.

Xanthos
İ.Ö. 546 da Perslerin işgali sırasında halkının teslim olmayarak tarihin ilk toplu intiharını gerçekleştirdikleri yer olan Xanthos, Likya Federe Birliğinin ilk siyasal başkenti olarak biliniyor. Türkiye’nin en güzel antik kentlerinden birisi olan Xanthos, Fethiye – Kaş karayolu üzerindeki Kınık Köyünün hemen yanında bulunuyor. 1838 yılında İngiliz araştırmacı Charles Fellows tarafından kazılan kentten taşınan “Nereidler Anıtı” ve Likya sanatının diğer benzersiz örnekleri halen Londra’da British Museum’da sergileniyor.
Letoon
Tarihsel kaynaklara göre Tanrıça Leto’ya adanarak kurulan Letoon, Likya Federe Birliğinin “kutsal kenti” ve “ dinsel merkezi”. Likya’nın bütün kutsal törenlerinin burada yapıldığı biliniyor. Leto, Artemis ve Apollon’a adanan 3 tapınak yapısı, nympheus, Bizans döneminden kalma kilise yapıları, agora ve Tiyatro’daki arkeolojik kazı çalışmaları Fransız kazı heyeti tarafından sürdürülüyor.

Ölüdeniz - BelcekızÖlüdeniz (Blue Lagoon)
Yüzme ve su sporları için kristal berraklığında turkuvaz renkli denizi, bembeyaz kumsalı ve gökyüzünden hiç eksik olmayan güneşi ile dünyanın gözdesi Ölüdeniz’i keşfedin... Durgun suyu ve korunaklı yapısıyla Ölü bir denize benzeyen lagün, Kumburnu Ulusal Parkı ve Belcekız Plajı size kolayca doyamayacağınız doğal bir cennet manzarası içinde tatil olanağı sunuyor.

Fethiye’den Ölüdeniz’e çamlar arasından giden yol 14 km. Yokuşlu inişli yolun sonunda birden müthiş bir mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belcekız Koyu’dur. Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz Ölüdeniz’i görürsünüz. Ölüdeniz büyülü gibidir, kıpırtısız durur öylece. Dibinde tek bir yosun bile yoktur, beyaz bir kumla örtülüdür. Suyun ve dibinde kumun kırdığı ışık turkuaz bir renk verir. Ölüdeniz’e Çamların gölgesi düşer ve bu etkileyici tukuazı zenginleştirir.
Belcekız adı da bir efsaneye dayanıyor. Eski çağlarda buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve içme suyu almak üzere kıyıya sandalla çıkarlarmış. Bir gün yaşlı bir kaptanın genç, yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında güzel mi güzel Belcekız’ı görür. Görür görmez de vurulur.
Kızın yüreğine de ateş düşer. Ama delikanlı suyu alıp dönmek zorundadır. Gemi uzaklaşıp gider. Belcekız hep kıyıyı, sevgilisini kollar. Delikanlı da geminin buralardan her geçişinde su almaya gelir. Böylece görüşür, sevişirler.
Bir gün gemi buralardan geçerken fırtına patlar. Genç, babasına burada korunaklı, havuz gibi bir koy olduğunu söyler. İhtiyar kurt ise oğlunun gönül macerasını bilmektedir. Oğlunun sevgilisini görmek uğruna gemiyi parçalamayı göze aldığını sanır. Dalgalarla birlikte kavga da büyür baba oğul arasında. Gemi tam kayalıklara çarpacakken kaptan bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar ve dümene yapışır ki durumu görür. Deniz dönerek çarşaf gibi bir koya girmektedir. Oğlan orada ölür. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen Belcekız da kendini kayalardan atıp ölür. İşte o gün bu gündür kızın öldüğü yere Belcekız, oğlanın öldüğü yere Ölüdeniz denir. Günün ilerleyişine göre rengi değişip duran deniz belki de bir oğlana bir kıza yanmaktadır.
Ölüdeniz'de yeterli otel ve lokanta bulacaksınız. Kumsalda şemsiye kiralanıyor. Büfeler de var.

Kelebekler vadisiKelebekler Vadisi
Pieri Rapos, Euglapia Quadripunctia, Danaus Chtsippus ve diğerleri. Derin bir vadinin tabanında yer alan Kelebekler vadisi Fethiye’nin en güzel koylarından birisi... Vadide İlkbahar aylarından başlayarak yılın büyük bölümünde Jersey Tiger (kaplan Kelebekleri) nin de aralarında olduğu 40 dan fazla tür kelebeği gözlemlemek mümkün.
Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Kelebekler Vadisi’dir. 1995’in 8 Şubat’ında 1. derecede doğal SİT ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz zahmetlice tırmanıştan sonra milyarlarca, milyarlarca kelebeğin kayaları, ağaçların gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki yaratıyor.


Önce bunu fark edemiyorsunuz, doğal görüntü böyleymiş gibi geliyor insana. Ama bir ses, bir hareketle havalanıveren kelebekler gökyüzünü kaplıyor, vadiye gölge düşüveriyor.
Kelebekler Vadisi’ne gitmek için önce Ölüdeniz’e gideceksiniz, oradan kiralayacağınız veya dolmuş usulü gidiş-dönüş bineceğiniz bir tekneyle vadinin kumsalına ineceksiniz. Gece isteyen uyku tulumuyla bir köşede uyuyabilir, istemezseniz geldiğiniz tekne ile geri döneceksiniz. Burada konaklama tesisi yok. Kumsalda bir kır lokantası kuruluyor yazları.
Sportmen, doğa yürüyüşleri konusunda birazcık da olsa tecrübeli olmayanlar vadinin yukarılarına tırmanmayı denemesinler. Birinci şelaleye kadar çıkmakla yetinsinler. Kendine güvenen, vadinin olağandışı çağrısına dayanamayanlar çıkışa devam ederlerse yukarıda söz ettiğimiz manzarayı görecekler.

Saklıkent Saklıkent Gorge
Saklıkent, Fethiye’nin hemen arkasında, yüksek Toros Dağlarından gelen coşkun suların aşındırması ile oluşan bir doğal güzellik. Sıcak yaz günlerinde kanyonda sular içinde yapacağınız bir yürüyüşle serinleyecek, yöre mutfağından örneklerin ve taze alabalıkların sunulduğu restoranlarda yemek keyfini yaşayacaksınız. 300 mt derinliğinde ve 18 km uzunluğundaki kanyon, fotoğraf meraklılarının da gözdesi.
Saklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor. Sapaktan 13 km sonra Tlos’a, 21 km sonra da Saklıkent’e ulaşılıyor.
Kayadibi köyünü geçiyor ve kanyon girişine çıkıyorsunuz. Girişde aracınızı bırakıyorsunuz.
Kanyon girişi için ücret ödeyeceksiniz. Eşen çayı, kanyonun 100 m. içinde patlayarak çıkıyor yeryüzüne.
Çay yaz-kış öylesine deli akıyor ki, akıntıya karşı ilerlemek mümkün değil. Çayın üzerine kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulmuş. İskeleden tek sıra ilerliyor ve çayın patladığı yere ulaşıyorsunuz.
Dilerseniz buz gibi suyu aşarak karşı kıyıya geçip , kanyonun derinliklerine doğru ilerleyebilirsiniz. Suyun dibi çakıllı taşlı olduğundan lastik ya da bez ayakkabınızı yanınıza almayı unutmayın.
Kanyon kimi zaman daralarak, kimi zaman engebeli bir biçimde 18 km sürüyor. Sonuna kadar gitmek zor. Yazın sıcak günlerindeki serinlik hoş ama rutubet öylesine fazla ki. Yürüyüş uzadıkça keyfi kaçıyor. En iyisi birkaç yüz metre gidip dönmek.
Gemiler Koyu & St. NICHOLAS ADASIGEMİLER KOYU & St. NICHOLAS ADASI
Kaya Köyünün arkasındaki tepeyi aşarak gelen yol, sizi zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrelenmiş bir başka güzelliğe, Gemiler Koyuna ulaştırıyor. Gemiler Koyunun tam karşısındaki kaplı St. Nicholas (Gemiler Adası) na bir tekne ile geçebilir ve Bizans döneminden kalma kalıntıları görebilirsiniz. 1990 yılında bir Japon Arkeoloji heyetinin Fethiye Müzesi ile birlikte başlattığı kazılarda gün ışığına çıkartılan buluntulardan, adanın erken Hıristiyanlık döneminde önemli bir ziyaret merkezi olduğu ve denizler azizi Nicholas’ın bu adada yaşadığı anlaşılıyor.
GÜNLÜKLÜ ( KÜÇÜK KARGI)
Orman içi dinlenme kampı olarak kullanılan Günlüklü, Latince Liquidi-Ambar Orientalis olarak adlandırılan Günlük (Sığla) ağaçlarıyla kaplı bir ulusal park. Çadır tatili ve günübirlik piknik için her türlü olanağa sahip olan kampingin şirin bir plajı da var.
KATRANCI
Fethiye – Muğla karayolunun 15. km sinde çam ağaçlarının denizle kucaklaştığı, irili ufaklı koylarla çevrelenmiş olan Katrancı da bir Orman içi dinlenme kampı olarak hizmet veriyor. Çadır turizmi – kampçılık için ideal olanaklara sahip olan Katrancı parkında günübirlik piknik yapmak da mümkün.

GEBELER KAPLICASI
Tlos hamamlarını hatırlatan Gebeler Kaplıcası, birçok hastalığa şifa veren yüksek Klorin ve sülfat içerikli termal su kaynaklarıyla bölgenin ilginç bir sağlık merkezi. Yaklaşık 15 mt derinlikteki kuyulardan alınan termal suyun romatizma ve çeşitli cilt hastalıklarının tedavisinde yarar sağladığı söyleniyor.

Fethiye’de sahilden dağlara ve yaylalara uzanan farklı kültürler, birbirleriyle kucaklaşıp yöredeki yaşama renk katıyor. Tipik bir Fethiye fotoğrafında bir yörük ile bir balıkçının kolayca bir araya geldiklerini görmek mümkün. Yöredeki müzik, halk dansları, yerel mutfak ve el sanatları gibi folklorik değerler, Türkiye’nin diğer bölgelerinden farklılıklar gösteriyor.

KAYA KÖYÜ – KÜLTÜRLER MOZAİĞİ
Tarihi Fethiye Kalesinin arkasından güneye doğru giden dağ yolunu izlerseniz, 7 km ötede Anadolulu Rumların 1922 yılına kadar yaşadıkları büyüleyici bir yerleşim yerine ulaşırsınız. Geçmişte Kaya Köyü, “Levissi” olarak isimlendirilmişti. 1922 yılında iki ülke arasında yapılan bir nüfus değişimi anlaşması gereği, Trakyalı Türkler ve Anadolulu Rumlar karşılıklı olarak yer değiştirmişler, ancak bu bölgeye gelen Trakyalı göçmenler çevre koşullarına uyum sağlayamadıkları için, köyü kısa sürede terk etmişlerdi. Kaya Köyü, 1923 yılından buyana terkedilmiş bir “hayalet kent” görüntüsüyle ziyaretçilerini ağırlıyor.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği ve Türkiye Mimarlar Odası tarafından yürütülen bir proje kapsamında, köyün iki büyük kilisesi, bir okul ve birkaç konutun restorasyonu için 2000 yılı yazında çalışmalar başlatıldı. Binlerce terk edilmiş konutun yanında, kiliseleri, şapelleri, okulları çeşmeleri, iş atölyeleri, hastanesi ve kütüphanesiyle Kaya Köyünün restorasyondan sonra bir kültür varlığı olarak korunması ve uluslar arası “dostluk ve barış köyü” olarak kullanılması için her kesimden sıcak destek geliyor.
Fethiye’nin dağları ve ormanlarının hemen hepsi, muhteşem görüntüler içinde bozulmamış, doğal koruma ortamında, zengin bir kültür, flora ve fauna çeşitliliği sunuyor.

Yüzyıllardır yaşanan bir gelenek olan yayla göçleri, günümüzde de sürüp gidiyor. Göçebe ve yarı – göçebe yöre halkı sıcak yaz aylarını sahildeki yerleşimler yerine, yükseklerdeki serin yaylalarda geçirmeleri, bölgedeki kültürel yapının çeşitliliğinin güzel bir örneği...

Fethiye’den yaklaşık 80 km uzaklıkta Toros Dağlarının üzerindeki Seki ve Girdev Yaylaları, atları ve Ardıç Ağaçlarıyla muhteşem görüntülere sahip. Boğalar Köyünde yayla kültürünün ilginç örneklerinin sergilendiği “Yörük Müzesi” ise gerçekten görülmeye değer...

Fethiye’de keyifli bir tatil geçirmeniz için kamu ve yerel yönetimler ile sivil kuruluşlarımızın hizmetlerinden yararlanabilirsiniz.

Kaya Halısı
Yüzyıllardır el tezgahlarında göz nuru, el emeği ile dokunan Kaya Köyünün halıları, özellikle özgün desenleri, renkleri ve kök boyası tekniği ile ilgi çekiyor. Dastar: Üzümlü Köyüne özgü bir el dokuması sanatı ürünü olan dastar, pamuklu iplikten düz ya da beyaz üzerine beyaz desenli olarak geleneksel tezgahlarda dokunuyor. Dastar kumaşından hazırlanan çeşitli ürünleri, Fethiye’nin her yerindeki alışveriş merkezlerinde bulmak mümkün.
Kilim: Özellikle heybe ve yaygı olarak kullanılan, yöreye özgü çizgilere sahip Kilimler, Fethiye’nin Seydiler, Atlıdere, Karaçulha ve Eldirek Köylerinde geleneksel yöntemlerle ve el tezgahlarında dokunuyor.
Kolan: İnce ve uzun kuşaklar biçiminde çeşitli renk ve desenlerde dokunan Kolan dokumacılığı da Fethiye bölgesine özgü kültürel öğeler taşıyan bir el sanatı

 

facekacarboat

facekacarboat

Google Harita

Copyright © 2017 Kaçar Boat Tüm Hakları Saklıdır